Son yazımdan -Nisan- itibaren sürekli kendime notlar yazıyorum.
" Yaz Bir Şeyler ! "
Duvaruma post-it'ler, bilgisayarıma notlar...
Konuşurken romanlar dolusu anlatıyorsun. Yaz bir şeyler de kalıcı olsun. Yaz ki, gün gelir de bir kanıt istersen "ne düşündüğüne, ne hissettiğine" dair hatırlatacak iki satır bulunsun. Yaz ki unutma !..
Ama yapamıyorum. Kafamdan geçen milyonlarca cümleyi kelimelere sığdıramıyorum. Belki elim yetişmiyor, belki de süzgeçten geçirmek istemiyorum.
Bazen çok yalnız hissediyorum, bazen çok çaresiz, bazen heyecanlı, çoğunlukla da mutlu... İçimden geçenleri anlatabilmek, aylar belki yıllar sonra, tekrar tekrar okumak, o ana dönmek, aynı hisleri geçmişteki benle paylaşmak istiyorum.
Kimse okumasa da kendi masalımı ben okuyayım; " ne sevmişim, ne üzülmüşüm, ne badireler atlatmışım, ne çılgın zamanlar, ne anılar biriktirebilmişim" diyebilmek, her birini bir yerlere kazımak, ölümsüz yapabilmek istiyorum.
Ama yapamıyorum.
Yazmak istediğimde, özellikle mutsuz hissettiğimde yalnızca gözlerimi kapatığ yazdığımı hayal ediyorum. Kimi zaman kağıtla-kalemle, kimi zamansa klavyede kelimelerin ardı ardına dizildiğini... Hissettiğim, "keşke bunu da söyleseydim !" dediklerimin sıralandığını...
Keşke yazabilme kabiliyetiyle ödüllendirilenlerden biri olsaydım. Belki o zaman hayatıma giren hemen herkese bir mektup yazar, bana ne hissettirdiklerini yazardım.

1 yorum:
"Belki o zaman hayatıma giren hemen herkese bir mektup yazar, bana ne hissettirdiklerini yazardım."
Gecikmiş sayılmazsın ki!
Yorum Gönder