30.11.10

Bu gece çok uzun....

Bu gece çok uzun... Çok uzun ve ben nasıl bitirebileceğimi bilmiyorum... Sırtımda büyük bir yük var... Kenara koyup dinlenemiyorum... Pes etmek geçiyor içimden... Sonra "Yapma !" diyorum... "Ne yükler taşıdın yıllardır ? Bunu da aşarsın..." Pes etmiyorum... Hep doğru olanı yapmaya çalıştım hayatım boyunca... Her yük daha da bükse de belimi, çökse de omuzlarım, doğru... Belki başarısızlıklarım, zaaflarım, zayıflıklarım olmuştur... Ama artık çocuk değilim... Zayıflığımın ardına gizlenemem... Zaaflarımın ya da... Gerekirse gözlerimi kapatacağım... Görmeyeceğim kimseyi, tekrar düz durabilene kadar ayakta... Ya da aksine bakıp etrafıma, daha çok seveceğim 'herkesi' - 'herşeyi'... Takıp yüzüme en sevdiğim maskeyi... Varana kadar bitiş çizgisine özgürlüğümün, şarkılar söyleyeceğim.. Hiç söylemediğim kadar sesli...

So keep on pretending
Our heaven is worth the waiting
Keep on pretending it's alright
So keep on pretending
It will be the end of our craving
Keep on pretending
It's alright

(HIM-Pretending) 
.

Jehan Barbur - Neden


Jehan Barbur - Neden

Gayet normal bir akşamdı aslında... Bilgisayarımı açtım.. Rutin işlerle uğraşırken, facebook'ta bir arkadaşımın paylaştığı bir videoyu izledim... Bütün akşamım tam da o anda değişti... Daha ilk dinlediğimde kalbimi kırdı bu parça... Ardarda onlarca kezdir dinliyorum... Neyi, kimi çağrıştırıyor diye düşünüyorum... Uzun zamandır böyle mutsuz hissetmemiştim... Genelde böyle bir parçayı dinlerken; " Bu şarkıyı sahnede söylemek isterdim. Bir grup mu kursam ? " temalı düşüncelere dalarım... Ama bu parçada başka şeyler hissediyorum.. Ve ne yazık ki hissettiklerimi anlatacak kadar edebiyat parçalamayı bile beceremiyorum... Hiçbir anıya bağlayamadan nasıl bu kadar etkiledi bu parça beni onu da bilmiyorum... Belki de "Geçmişte bitirdiğim hüzünlerim"in yokluğunu yeni farketti yüreğim.. Onların yasını tutuyor bu parçayla... Bilmiyorum...


Kalabalık bir sokak belki hayat, sen her köşe başı ....

Yorgunluktan mı bu halim, düşünmek bile zor.
Kelimesiz geldiğim, fikirler yol almaz....

Dağınıklıktan mı bu halim, durulmak artık zor.
Geçmişte yitirdiğim hüznümde hal kalmaz....

Toplanmamış bir oda, benle hayat.
Sen yağmur sonrası...

Dönüşmeden, değişmeden gün olmaz.
Çare bulmaz, soluklanmaz zaman...
Yenilenmez yalan.....

Yorgunluktan mı bu halim, düşünmek bile zor.
Kelimesiz geldiğim fikirler yol almaz...

Toplanmamış bir oda, benle hayat.
Sen yağmur sonrası....

.

Yeni yerler... Yeni insanlar....

Yaratıcılığımın üstündeki karabulutları kaldıracak bir rüzgar gerekiodu... Çok şey düşünüp, yazamamak en büyük sıkıntıydı neticede... Bir de farklı şeyler düşünmeyi deneyelim dedik. Ne kadar co-pilot koltuğunda ben oturuyor olsam da, "farklı bir şeyler yapmak lazım" ülkesine ziyaretimde gayet başarılı bir co-pilotla çıktık yola... Üstelik benim farklılıklarım onun rutinleri idi. Ki böylesi çok daha keyifli oldu... Hiçbir şey bilmeyenle çok şey bilen...  Önce sokak sokak, sonra cümle cümle gezdik... Sora diğer yeni insanlar geldi.. Sevimli, mutlu... Konuştuk, güldük... En çok ben güldüm... Bi zaman geldi ayaklarım yerden kesildi.. Keyiften sandım meğer alkoldenmiş Ama çok şey bilen eve dönüş yolunu da gösterdi... " Durmam gereken yeri " de bilmiyormuşum meğer... Öğrenilecek yeni bir şey daha... Sorası mı ? Keyifli huzurlu bir uyku... Aklımda yeni kelimeler...



22.11.10

CADI ÖLÜSÜ


Bir Güneyli Vampir (Sookie Stackhouse) Romanı serisinin 4. kitabı olan Cadı Ölüsü'nü aldım dün. Benim gibi Vampir Edebiyatı severlerin yakından takip ettiği bir hatun Charlaine Harris. Birçok ülkede de yayınlanan True Blood dizisini doğuran diziye bir kitap daha eklemekle pek de güzel yapmış açıkçası. daha 24 saat olmamasına rağmen yarısını bitirdim kitabın ve ilk üç kitapta aldığım keyfi devam ettirebilmiş olmasına da sevindim. İnsanın kafasını karıştırmadan sistemli bir olaylar ağı oluşturabilmek hiç de kolay olmasa gerek. Ama Charlaine ablamız bu konuda gayet başarılı. Başarılı olduğu bir başka konu da -çok sevsem de- Alacakaranlık ve İşaret serilerinde olanın aksine karakterleri hatırlatmak için bildiğiniz tanımlamaları tekrar tekrar önümüze koymak yerine farklı yönlerinden yola çıkarak hem karakterleri hatırlamanıza hem de yeni yönlerini tanımanıza yardımcı oluyor. dolayısıyla da sıkıcılıktan hayli uzak oluyor. Kısacası sevenlerine duyrulur; Harris yine iyi bir iş çıkartmış.
Diğer kitaplarla ilgili bilgi için yayınevinin sitesi de şöyledir ;

9.11.10

Spartacus



Son zamanlarda Cnbc-e dizilerinden Spartacus'a sardım fena halde. Ne kadar yorgun, ne kadar uykulu olursam olayım Pazar günü 23:15 i sebatla bekleyip diziyi izliyorum. İnternetten indirsen ya da takip etsen daha mantıklı değil mi dediğinizi duyar gibiyim... Ama insan internetten izlemeye başlayınca sömürmeye başlıyor bence, en azından ben bir bölüm izlemekle yetinemiyorum maalesef.
Ayrıca televizyondaki sansürlü hali daha bir hoşuma gidiyor... İşin seksüelliğinden öte hikayesi öne çıkıyor gibi sanki Tv.de... Adamlar yeterince kaslı ve kadınların hepsi gladyatörlerin seksapeline kapılmış zaten.. Bir de sürekli birbiriyle sevişen insanlar olmasa da olur...
Oldum olası şiddet içeren filmler, diziler ilgimi çekmiştir zaten.. Ama bu dizi gerçekten izlediğim ilk günden beri beni memnun etmeyi başardı. Bir de başrol oyuncusu Andy Whitfield kanser olmasaydı daha da iyi olabilirdi. Muhakkak o kadar sermaye yatırılmış bir diziyi aynı heyecanda tutacak yeni bir hikaye ortaya çıkar yine, ama bir şekilde hüzün çöküyor insanın içine..


" I am Spartacuuuuuus ! ... "

.

~Katakomp~

***************
Yanına geldim dün gece
Üstümde Yırtık bi pelerin
Yatağına oturdum
İsmini fısıldadım,uayandın
"Siyah sana yakışmış" dedin
"Siyah değil üstümdeki" deyince
Dokundun,rengini anlayabilmek için
"Yağmur mu var dışarıda- Neden ıslandın bu kadar ?" dedin
"Yağmur değil, kan ıslaklığı" deyince,
Sarıldın sımsıskı,kanı dindirmek için
"Gölgen çok büyük gözüküyor karanlıkta" dedin
"Gölgem değil;hayalim o " deyince
....

anladın...

Gittiiğim yerden dönüş , duyduğun pişmanlıktan da kaçış yok, 9 tahta altında, kara kaplı 4 tarafı kapalı toprak altında iken benim bedenim işte yanında hayalim !



"Şimdi bir kez daha düşün tüm yanlışlarını...Sevebiliyorken.... keşke beni... sevebiliyorken, sevseydin doyasıya...ben gittikten sonra değil...." demek için yanında hayalim SON kez...

Yazabil(eme)mek...

Yazmak istiyorum... Malzeme de var evet.. Hatta bir şekilde merak edip sayfaya bakan da var.. Peki neden benim iki satır bişi karalamaya yetecek kadar kabiliyetim yok ? Eşim dostum da aslında kalemi kağıdı ( klavyeyi belki de ) ağlatan insanlarken, ben neden 2 cümle kurmaktan acizim.. Yardım edin lan.. Cidden acınacak haldeyim :) Bi el verin.. Şunu şöyle yap, şu konu hakkında yaz fln diyin lütfen.. Biliyorum bi açılsam gerisi gelecek mutlaka... Önümü alamicaksınız sonra... Destanlar fln yazıcam belki de.. Ulan bi başlayabilsem..... 
.