15 Temmuz 1996
Evimize minicik tostoparlak bişi geldi. Zaten bütün köpeklere aşık olan ben, haliyle kalbimin en kıymetli köşesine oturttum Zeus'umu... Daha eve ilk adım attığında önce benim odama koşup, santim santim her noktayı kokladıktan sonra da en orta yere tuvaletini yapmış, ondan sora da o güzel şirin gözleriyle bana bakıp özür dilemişti sanki.
Senelerce her günümü beraber geçirdim onunla. Her gün eve girerken sanki yıllardır görmemiş gibi bir mutlulukla karşıladı kapıda... Boyumca zıplayıp öpmeye, yalamaya çalıştı...
Gece uykudan uyanıp yatağımdan her kalktığımda koşup yastığıma kafasını koyup, yerinden kaldırmayayım diye gözlerini kapatıp uyumuş numarası yaptı...
Her ağladığımda; boyu yettiğinde gözyaşlarımı, yetmediğinde ellerimi saatlerce yalayıp mutsuzluğumu geçirmeye çalıştı...
Her yemek yediğimizde tam da benim yanıma gelip, kimseye çaktırmadan yemek verebileyim diye uslu uslu oturup beni bekledi...
Her sabah, her akşam dışarı çıkma saati geldiğinde neredeyse konuşarak kendini hatırlattı...
Susadığında banyoya gidip, musluğu gösterdi...
Biri bana kızdığında, bağırdığında; önüme geçip var gücüyle havlayarak beni korumaya çalıştı...
İzin verdiğimde tüm köpeklerle ve hatta tüm kedilerle oyunlar oynadı...
Annem beni uyandırsın diye üstüme saldığında, yorganın içine girip kolumda, koynumda uyudu...
Benim gibi turşu, patlamış mısır sevip, reçel uzatıldığında burun kıvırdı...
İsimlerimiz karıştırıldı senelerce... "Zeus al şu iti sokağa çıkar !" dedi babam kaç kez..
Kızdırdığımda ısırdı, ısırır ısırmaz da canım yandı diye yalayıp tedavi etmeye çalıştı...
Ben evde olmadığımda adım her söylendiğinde kapıya koşup beni aradı...
Telefondan sesimi duyduğunda ağlamaya başladı...
......
Anlatamam sanırım.. onlarca satır da yazsam... Zeus'um hastalandı, gece 3,5 ta veterineri yatağından kaldırıp dünya kadar yol katedip, iyileştir diye yalvarışımı, o hasta diye 2 gün sora benim hastaneye kaldırılışımı.. Az kaldı çarpıyor diye dikkatsiz sürücünün üstüne yürüyüşümü...
Hiç biri anlatamaz hayatta en değer verdiğim canlıya, aslında ne kadar değer verdiğimi...
12,12,2010 Zeus artık yok....
Hayatımın şüphesiz en kötü günü... Hayatım boyunca çok zorluk yaşadım, çok şeyle mücadele ettim herkes gibi.. Ama en çaresiz kaldığım andı.... Son iki gün artık zamanının dolduğunu bilip de bir mucize olması için yalvarmayı, acı çekiyor diye bin kat fazla acı çekmeyi, uyutmaya karar verip, "nasıl uyutabilirim ben Zeus'u ?" sorusunu kendime binlerce kez soruşumu, ve bir gece sabaha karşı uyutmama gerek kalmayışını, taş gibi bedeniyle evin ortasında yatışını kaç yıl geçse de unutamam sanırım...
"Zeus olmadan nasıl yaşayacağım, nereye gömeceğim ?!".... Kafamda onlarca soru varken bir arkadaşım en azından birini çözüp Tuzla'daki hayvan mezarlığına yönlendirdi.
Hep orada olduğunu bileceğim, ama onu bir daha asla sevemeyeceğimi düşündükçe gözyaşlarım bitmek bilmedi...
14,02,2011 Sevgililer Günü
Yaklaşık 1,5 aydır yazmaya çalıştığım, ama düşündükçe gözyaşlarıma hakim olamadığım yazımı hayattaki en büyük aşkıma ithaf ediyorum... Nerededir, nasıldır bilmiyorum... Ama bil ki Zeus'um hayatımı kimse senin kadar güzelleştirmedi... Kimse senin kadar karşılıksız büyük bir sevgiyle sevmedi beni...
Ve değil 1,5 ay binlerce ay, yıl geçse de seni asla unutmayacağım..
Dünyanın en güzel köpeği huzur içinde uyu !!!
1 yorum:
"Kimse senin kadar karşılıksız büyük bir sevgiyle sevmedi beni..."
Hayvanlar böyledir işte..sadece severler..insanlar binlerce tutarsız sıfat yapıştırırlar onlara..ama bilmezler ki bir hayvan bir insanın başardığından fazlasını başarır bir insanın hayatında..başroller oynar..hayatının akışını degiştirir..onu güldürür..onu ağlatır..ona huzur verir..onu sever..bunları yaparken karşılıkta beklemez üstelik..
Daha 3 gün olmadı,oğluşumun sağlık sorunlarıyla yüzleştik..Hatta ölebileceği riskiyle..ve ben diyorum ki bir gün yok olmaları gerçeğine rağmen onunla geçirdigin seneler için kendini şanslı say..
Zeusun yerini hiçbiri alamaz ama neden yeni bir canla hayat bulmasın ki bu sevgi sarmalın :)
Yorum Gönder