Her mevsimin başında nasıl mutsuz oluyorum belli değil. Yaz başından daha, kışı özlemeye başlıyorum... Pofuduk kazaklarımdan, kocaman kabanlarımdan, kardan, yağmurdan, sıcak çikolatadan, dışarda üşüyüp, eve varınca mis gibi sıcacık çorba içmekten ve üşüyünce birine sarılıp ısınma hissinden ayrılmak gelmiyor içimden.... Yazlıkları kaldırdığım yerden çıkartma işini de ne kadar geciktirebilirsem o kadar geciktiriyorum... Aynı şekilde kış başında da bir o kadar mutsuz oluyorum. Güneşi, denizi, sahilde sabahlamayı, bronz tenimi, minimum giyinme lüksünü, her an her şeyi yapabileceğime dair içime dolan enerjiyi bırakasım; kısaca ikisinden de vazgeçesim gelmiyor. E hal böyle olunca ben her mevsim dönümünde depresyondan depresyona koşuyorum... Sürekli mutsuz (dahası pesimist), buruk ve kalbi kırık dolaşıyorum ortalarda, hiç bir sebebi olmamasına rağmen üstelik...Hele eve girince.. Mezara girmiş gibi oluyorum resmen. Neden mutsuz olduğumu da anlatamıyorum haliyle. Sürekli gülen insan olunca, neden mutsuz olduğumu da soran çok oluyor. Ama son zamanlarda bu halimi bastıracak bir alternatif buldum gibi. Önelikle beraber vakit geçirmekten keyif aldığım yeni arkadaşlar edindim. Günlerle onlarla beraber, zevkli ( genel olarak alkol yoğun :) aktivitelerle geçiriyorum bir şekilde. Eve vardığımda kitap okumaktan - ki kimi zaman ona da halim olmuyor- başka bir şey yapmaya ya da düşünmeye halim kalmıyor. Böylelikle hayatım anlamsız depresyonlarla baltalanmamış oluyor. İçim daralıp da gözlerime pıtırcık yaşlar dolmuyor :) Ben gibi sebepsiz depresiflere duyrulur =))

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder